【★】ღ ReaLDJDuD™...'s profile【★】тнιѕ ιѕ [[^^∂נ_∂υ∂^^]...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    Yeni YiL & BayRamLaR & KutLaMaLaR

     
     

    ...::: MutLu yiLLaR :::...

    Ve
     
    ...::: Iyi BaYRaMLaR :::...

     

     

    εїз ѕємαятιzм εїз; --http://spaces.msn.com/members/semartizm68/ εїз ReaLDJDuD εїз; --http://spaces.msn.com/ReaLDJDuD/

       

     

     εїз ReaLDJDuD εїз; --http://spaces.msn.com/ReaLDJDuD/

    Yeni YıL GeLdi Cattı! HeRkeSe SağLıkLı,Sevgi,HuzuR Ve Barış DoLu MuTLu YıLLaR!

    ***

    Happy New YeaRs aLL! I wish You Healthy,LoveLy,

    PeacefuL,MeRRy 

    Christmas! 

     

     

     

     

     

    ***HoshGeLdin 2007***

     

     

    By ReaLDJDuDhttp://spaces.msn.com/ReaLDjDuD/
       

     

     
     

    Tüm AnneLeRin AnneLeR Günü KutLu oLsun !

     

    Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.

    Bir gün Tanrı'ya sormuş;
    "Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.
    Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?"

    "Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim, O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."
    "Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde, dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?" 

    Anne-Cocuq

    "Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve en güzel sözcükleri söyleyecek.

    Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."

    "Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"

    "Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek."

    "Dünyada kötüler olduğunu da duydum.
    Beni onlardan kim koruyacak?"

    "Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."

    "Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."

    "Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve ulaşmanın yolunu öğretecek."

    O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
    Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar;

    "Şimdi gitmek üzere isem, benim Meleğimin adı ne?"

    "Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu, ANNE diye çağıracaksın."

    Tüm annelerin "Anneler Günü" kutlu olsun…

     

     

     

     

     

     

    Annelerimizden neler öğrendik?

     

    Anne-Bebiq



    Sabırlı olmayı;

    "Baban eve gelsin, sen görürsün"

    Hakkımızı alacağımızı;
    "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"

    Diyalog kurmayı;
    "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
    "Ne söyleyeyim anne?"
    "Sus!! Bana cavap verme!!!"

    Tıp bilgilerini;
    "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü"

    Olgun olmayı;
    "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."

    Genetik bilgileri;
    "Sen de o lanet olasi babana çektin."

    Bilgeliği;
    "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."

    Adaleti;
    "Bir gün senin de çocukların olacak.. İnşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..."


     

     

     
     

     

    14 Mayıs 2006 Pazar günü 19:00

    ’dan sonra sesi gür bir horoz tarafından gagalanan, küçük bir kanarya veteriner hekim selçuk DERELİ tarafından verilen 16 dakikalık seruma rağmen kurtarılamayarak 21: 16’da hakkın rahmetine kavuşmuştur.Faniye tanrıdan rahmet ,kederli Yıldırım ailesine başsağlığı dileriz.Tüm kanarya sevenler,başınız SagOLsun . Amin.

    Ve saatler 20:45
    ŞAMPİYON GALATASARAY

    İşte bu kadar son haftaya kadar savaşımızı sürdürdük. Biz bu işe inandık ve Şampiyonluğa ulaştık. G.SARAYIM çok BÜYÜKSÜN....Sami Yen'de herkes ağlıyor. Tüm dualar yerini buldu.
    Ve 16. şampiyonluğumuz geldi. Ali Sami Yen ve tüm Türkiye, hatta tüm dünya şu anda yıkılıyor. Bu iş bu kadar.

     

    Çok zorluklar çektik her şeye karşı direndik ve mutlu sona ulaştık. Helal olsun tüm oyuncularımıza, helal olsun tüm yönetimimize helal olsun tüm taraftarımıza. İşte Galatasaray bu.

    Turkcell Super Lig'in kapanış maçında kendi sahamızda Kayserispor'u kendi sahamızda 3-0 yendik, F.Bahçe kendi deplasmanda Denizlispor'a takılınca şampiyonluğumuzu ilan ettik. Galatasarayımızı zafere götüren golleri Iliç ve Sabri (2) attı. Böylece elle değil BİLEKLE, parayla değil YÜREKLE şampiyon olduk. Gün bizim Galatasaraylılar. Haydi sokaklarda coşkuyu yaşamaya...

    MAÇTAN DAKİKALAR

    4. dakikada Sabri'nin sol kanattan derinlemesine ortasında topla buluşan Hasan Kabze'nin sert vuruşunda top üst direkten geri döndü. Dönen topu Kayserispor defansı uzaklaştırdı.
    13. dakikada Hasan Şaş'ın ceza sahasına gönderdiği topla buluşan Hasan Kabze'nin vuruşunda meşin yuvarlak, kaleci Ivankov'da kaldı.
    18. dakikada Hasan Şaş'ın sağ kanattan kullandığı köşe atışında top defanstan geri döndü. Tekrar topla buluşan Hasan Şaş'ın ortasına ceza sahasında iyi yükselen Iliç'in kafa vuruşunda meşin yuvarlak, ağlarla buluştu. 1-0
    22. dakikada Sabri'nin ceza sahası sol çaprazında Hakan Şükür ile yaptığı verkaç sonrasındaki sert şutunda kaleci Ivankov, topu 2 hamlede kontrol etti.

    49. dakikada Hasan Şaş'ın pasıyla sol çaprazdan ceza sahasına giren Sabri'nin plase vuruşunda top ağlara gitti. 2-0
    51. dakikada Gökhan'ın ceza sahası yayı önünden sert şutunda defanstan seken top İlhan'ın önüne düştü. Kaleci ile karşı karşıya kalan İlhan'ın sol çaprazdan vuruşunda kaleci Mondragon topu kontrol etti.
    52. dakikada Sabri'nin soldan ceza sahasına ortasında arka direkte İliç, kafayla Hasan Kabze'nin önüne indirdi. Bu oyuncunun vuruşunda top defanstan döndü.
    72. dakikada sol çarprazdan ceza sahasına giren Gökhan, müsait durumda topu yandan auta attı.
    74. dakikada Hakan'ın pasıyla kaleci ile karşı karşıya kalan Hasan Kabze'nin yakın mesafeden vuruşunda top kaleci Ivankov'dan döndü. Dönen topta tehlikeyi defans uzaklaştırdı.
    78. dakikada Gökhan'ın pasıyla ceza sahasına giren Köksal'ın vuruşunda kaleci Mondragon son anda topa müdahale etti. Defans dönen topta tehlikeyi uzaklaştırdı.
    81. dakikada Hasan Şaş'ın ceza sahasına ortasında penaltı noktası üzerinde Hakan Şükür topa dokunamadı.
    85. dakikada defanstan seken topu önünde bulan Sabri'nin gelişine sert şutunda top ağlara gitti. 3-0

    STAT: Ali Sami Yen
    HAKEMLER: Bülent Demirlek, Mustafa Emre Eyisoy, Alper Ulusoy
    GALATASARAY: Mondragon, Cihan, Tomas, Orhan, Ergün, Hasan Şaş, Saidou, İliç (Ayhan dk. 79), Sabri (Heinz dk. 88), Hasan Kabze (Necati dk. 81), Hakan Şükür
    YEDEKLER: Aykut, Volkan, Emre Aşık, Aydın
    TEKNİK DİREKTÖR: Eric Gerets
    KAYSERİSPOR: Ivankov, Veysel (Köksal dk. 54), Johnson, Aydın, Ergün, Mehmet, Yordanov (Bayram dk. 75), Kamber, Bülent, İlhan (Engin dk. 68), Gökhan
    YEDEKLER: Hamdi, Kemal, Bora, Sezer
    TEKNİK DİREKTÖR: Ertuğrul Sağlam
    GOLLER: İliç (dk. 18), Sabri (dk. 49 ve 85)
    SARI KARTLAR: İliç (Galatasaray), Johnson (Kayserispor)

     

     

     

    KuPa

     

    ultrAslan

     

    GS

     

     

    FeneRBahce BuLunamadi!

       

     

                   

     

    LütFeN HeRKeS OkuSuN ! HeM FeNeRLi HeM GaLaTaSaRaYLiLaR !

     

    Fenerliler G.Saray'ı alkışlamalı.. Çünkü...

     

    Kazananı alkışlamak..
    Sporun olmazsa olmazı..

    Kazananın sevincine anlayışla, tebessümle yaklaşmak..
    Sporseverliğin olmazsa olmazı..

    Evet sevgili Fenerbahçeliler..
    Sevgili "renkdaşlar"ım..
    Ne yazık ki olmadı..
    Ne yazık ki "tarihi bir özlem", ne yazık ki o "hat-trick" gerçekleşmedi..
    Edilen dualar, boğaz yırtan tezahüratlar, harçlıklardan biriktirilip alınan formalar karşılığını -bu sene- bulamadı..

    Şampiyonluk Galatasaray'ın oldu..
    Analarının hak sütü gibi helal olsun..

    Evet sevgili futbolseverler..
    Fenerlisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Trabzonsporlusu ve diğerleri..
    Hepiniz..

    Bütün bir sene damarlarınıza şırıngalanan düşmanlık zehrini boşluğa akıtın..

    Alkışlayın rica ediyorum..
    Yoklukta varolan "Şampiyon Galatasaray"ı da,
    Türk futbolundaki en sağlıklı büyümeyi gerçekleştiren Fenerbahçe'yi de,
    Kupa Beyi Beşiktaş'ı da,
    Krizden Avrupa bileti kapan Trabzon'u da,
    Bileti son anda kaçıran Anadolu Kaplanlarını da,
    Düşeni de çıkanı da..
    Alkışlayın rica ediyorum..

    Unutmayın !..
    Yarın alkışlanmak istiyorsanız,
    Şampiyon olduğunuzda "şikeyle oldular" denmesini istemiyorsanız,
    Bunu önce siz yapmalısınız..

    "Başkan ve yönetici" dediğiniz, "Ağzından çıkanı kulağı duymayanlara",
    "Medya" dediğiniz "Yangın körükçülerine",
    "Sporcu" dediğiniz "fair-play" yoksullarına,
    UYMAYINIZ !!!

    Sözü uzatmanın anlamı yok..
    Ne dedim az önce?
    Şampiyon olduğunuzda "şikeyle oldular" denmesini istemiyorsanız,
    Bunu önce siz yapmalısınız..

    "Fenerbahçeli Genel Yayın Yönetmeni" olarak, Galatasaray'ı tebrik ediyorum..
    Mesleğime bir an olsun bulaştırmadığım Fenerbahçeli kimliğimle, Galatasaraylı bir dostumuzun uzun ama doyumsuz satırlarını size aktarıyorum..

    Türk Futbolu'nun kurtuluşu EMPATİ'de !..

    EMPATİ'nin ne olduğunu bilmiyorsanız çevrenizdekilere sorun.. Sorarak öğrenin, yaşayarak öğretin..

    Şimdi söz, sevgili ağabeyim Işık Uman'da..
    İşte Ali Sami Yen'deki rüya gecenin ayrıntıları:


    ORADAYDIM

    “Şampiyon olamayacağız ama yine de maça gitmem lazım. Bu çocukları alkışlamak için gitmem lazım. Fenerliler her yerde bağırırken bu çocukları stadda yalnız bırakmamak lazım”

    Temel olarak buydu düşüncelerim maça gitmeden evvel. Kanımca tüm Galatasaraylılar'ın da fikri buydu. Geçen haftaki Beşiktaş maçından sonra herkes “gururlu ikincilik” mevzusuna alışmıştı. Ne de olsa kulübümüz kötü durumdaydi, ne de olsa rakibin çok parası vardı, ne de olsa iki maçta da onlara yenilmiştik, nasıl olsa son haftaya ikinci giren bir takımın şampiyon olduğu görülmemişti, nasıl olsa, nasıl olsa, nasıl olsa...

    Bütün bunlardan daha “hüzünlü” olan birşey vardı ama... Aslında birçok insan, bu ikinciliğin belki önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde alınmış olacak olan en iyi derece olma ihtimalinden korkuyordu. O yüzden orada olmanın ayri bir anlamı da vardi. Herşey o kadar “kötüye” gidiyordu ki bu günleri mumla arayabilirdik.

    Kolay bir sezon değildi; Ribery’i kaptırarak başlamış, Tromso felaketi ile dağılmış, ezeli rakiple yapılan 4 maçtan 3’ünü kaybetmiş bir takım icin hangi sezon kolaydır ki? Üstelik sezon başından beri hepimiz “bu seneden birşey çıkmaz, bir 14 yıl felaketi daha bizi bekliyor olabilir” karamsarlığı içine girmiştik.

    Sahadakiler hariç...

    Onlar nedenini bugün bile anlayamadigimiz bir kenetlenme içindeydiler... Ahım şahım oynamıyorlardı gerçi, çok üst düzey bir takım değillerdi, ama bir TAKIM olarak mucadele ediyorlardı. Hakikaten son birkaç yıldır gördüğümüz en “takım” takımdılar. Defans iyi yapamıyorlar, orta sahada organize olamıyorlar, ilerde inanilmaz teknik oynamıyorlar ama hepsi tek bir yürekten mücadele ediyorlardı. Öyle ki bu inanç ve mücadele onları son haftaya liderle, kendilerinden milyonlarca dolar daha büyük bütçeli bir takımla aynı puanda ama ikinci olarak sokmuştu.

    İşte bunun için, bizde olmayan bu inanç ve mücadele azmi onlarda olduğu için, kendilerine bizim onlara inandığımızdan daha fazla inandıkları için, onları son maçta yalnız bırakmamak, bu maçı kaybetseler bile alkışlamak farz olmuştu.

    90 dakikalık maçın ilk yarısı bittiğinde 1-0 öndeydik. Kendime içecek birşey almaya gittiğimde tanıdıklarla muhabbet ederken birisi söyledi: “Yav şu anda şampiyonuz biliyor musunuz? Bir 45 dakika daha böyle gitse şampiyon olacağız”. Birbirimize baktık... Kıkırdadık... Olmaz ama.. Ya olursa?

    İkinci yarının başında Sabri – ki kendisine bütün sezon boyunca eleştiri yağmurunda bulunmuştum – 2. golü atınca zaten sahadaki maç bizim için bitti. Çocuklar oynuyorlardı işte, alkışlıyorduk, bağırıyorduk ama kulaklarımız Fener maçındaydı. Nasıl olsa atarlar mantığı ile... Bizde dakika oldu 70. Orası hala 0-0. Dakika 80 hala 0-0. Herkes birbirine bakıyor..

    “Ulan şampiyon oluyoruz?”
    “Abi bir kez gülsün bize be.. Girmesin şu top”
    “Biz hakkettik abi.. Olalım be.. ne olur olalım”.
    “Bu geri dönüşümüz olur... UEFA kadar kıymetli olur bu”
    “Abi atmasın Fener be.. Atmasın be.. Bu kez olmasın be”..

    O sırada Sabri 3.golu attı. İyi cok guzel de...

    Dayan Denizli... Dayan...

    Sonra – benim yerim numaralının solunda, hemen solumuz açık tribun – birden, bir uğultu... Herkes, herkes birbirine sarılıyor. İnanamıyoruz. İnanamıyorum. Denizli atmış... Sahadaki futbolcular birbirlerine sarılmaya başlıyorlar maç devam ederken. Hasan dua etmeye başlıyor. Ben yanımdakilere sarılıyorum. Yanımdakiler bana sarılıyor. Tüm stad kelimenin tam anlamıyla “deliriyor”.

    Sonra? Sonra herkes ağlamaya başlıyor.. Ben de... Çaresizlikten bence.. Kapıya kadar gelmiş şampiyonluk. Galatasaray geri dönüyor, 4 yıl aradan sonra geri dönüyor... Ve biz birsey yapamıyoruz. Sadece ağlıyoruz, herkes ağlıyor. Bizim maç bitiyor. Fener bir gol atıyor.

    Allahım, galiba öleceğim...

    Hasan sahada dua ediyor. Ağlıyor...

    Dayan be Denizli...

    Fener’in topu direkten dönmüş.. 3 dakika diyorlar..

    Hakan çöktü yere... Ağlıyor.

    Dayan Denizli... Dayan be...

    1 Dakika diyorlar..

    Appiah kale içinden dışarı vurdu. Aut diye bağırıyor tribunler..

    4 kişi birbirimize tutunuyoruz. Ellerimiz buz gibi.. Bitir artık bitir.. Bitir...Bitir... Bitir..

    Sonra...

    Sonra bitiyor...

    Galatasaray geri geliyor. 4 yıl sonra, asla bitmeyeceğini sandığımız zifiri bir karanlıktan sonra, geri geliyor. Yine bir dünya kupası öncesi, tribünler inliyor, benim boğazım yırtınıyor:

    “Gerçekleri Tarih Yazar, Tarihi de Galatasaray”.

    Herkes yerlerde.. Ağlıyor millet... Herkes... İnanamıyorlar, inanamıyoruz... Kızımın ilk sampiyonluğu, babamın başka bir yerden izlediği ilk şampiyonluk! Benim Ali Sami Yen’de yaşadığım en güzel, en değerli şampiyonluk.

    Demek ki bu dünya, bu alem, bizim için hala güzel şeyler – yok yok doğru kelime bu değil – mucizeler yaratabiliyor.

    Bu endüstriyel futbol çağında, hala, birbirilerinden başka güvenecek kimsesi olmayan, iyi oynamasa da son ana kadar mücadele eden, deli gibi çabalayan ve yapabileceğine inanan bir takım, mucize yaratarak, rekor puan alarak, şampiyon olabiliyor.

    Sana acısalar da, senle dalga geçseler de, stadın olmasa da, seyircin sana inanmasa da önemli olan, herşeye rağmen ama herşeye rağmen adam gibi mücadele edebilmek, sonuna kadar, son ana kadar, son damlana kadar...

    Kendimizi kandırmaya devam edebiliriz o zaman:

    Hala umut var... hala...Herşey için..

    Biz umudun kendisine inanmasak da...

    “CİM BOM BOM....”

     

     
     
    ๑۩۞۩๑LoRd Of The SpaCes By ReaL.DJ.DuD๑۩۞۩๑
    My Website ;)