|
|

AsK NeDiR BiLiR MiSiN...?
Ask mi nedir?Tum kitapLarda anLatiLan yemek tarifi gibi askLardan deiL gercek bi ask...
Nedir biLir misin?
SiirLe kompozisyonLa uzaktan yakindan iLiskin oLmadigi haLde gejenin 2sinde hich dusunmeden bunLari yazabiLmektir...
Ask nedir biLir misin?
Hayatina 1 anLam katmaktir,1sey icin yasamaktir...
Onsuz oLan herseyi anLamsiz buLmak onLa oLan her seyden zevk aLmaktir.SevinciyLe mutLu oLmaktir uzuntusunde icinin acimasidir.
Ruhunda onu da tasimak ayrilamamaktir...Onu iLikLerinde hissetmektir,oLmayan kokusunun ustune sinmesidir,senden kilometrelerce uzakta da olsa varLigiyla yasamaktir,onun kalbi attigi surece seninkinin de atmasidir...
Kavgalardir,sorunlardir,nefret etmektir,kurtulmaya caLisip daha cok batmaktir.
AyriLmaktir...
Bi bosLuga dusmek askin bittigini anLayip baska arayislar icine girmektir ve buLmaktir,bi sure mutLuLuktur arkayi unutup geride neler biraktini dusunmeden yasamaktir.
Sonra özLemektir...
Eski gunLerin 1 an biLe akLindan cikmamasidir,sarkinizda gozyasLarina boguLmaktir,kendine kufretmektir,onu arayip buLamamaktir.
Bazen imkansizLiktir,onu deLice sevip de soLeyememektir,icine atmaktir...Icindeki o buyuk askin bi ucuk oLup dudagindan patLak vermesidir,erkekLigin verdigi gururu unutup gozyasLarina boguLmaktir,yastiginin siriLsikLam oLmasidir...
Sonra umut etmektir,hayaLLere kapiLmaktir,hayaLLerinin bi firtinayLa aLabora oLmasidir...Iste o zaman vazgecmektir,pes etmektir,unutmaya caLismaktir ama unutamamaktir,ne oLanLari ne de onu...
Bazen acizLiktir,hic1sey yapamicani dusundugun anda koLaya kacmaktir,öLmei dusunmek ama yapamamaktir...
Bana sorarsan ask yasamaktir...
Sadece yasayinca anLayabiLecein 1 seydir ne 1 tarifi wardir ne de kurali...
Ve eger ask yasamaksa;
Ben öLdüm...
╔╗ ♥ ║║╔═╦╦╦═╗ ║╚╣║║║║╩╣ ╚═╩═╩═╩═╝
...BiR KıZa...
Bir Kız mıydı Benden izinsiz hayatıma giren?
Ask mıydı hayatımı Degistiren?
AyrıLık mıydı beni mahveden?
Unutmak mıydı en zor geLen?
Unutamamak mıydı beni aLt eden?
Sevmek miydi beni sair eden?
Yoksa öLmek miydi beni düşündüren?...
 
\\* Ghost Mode On *//
»»-(¯`v´¯)--» ...HayaLet SevgiLim... »»-(¯`v´¯)--»
...............................::: By iReM :::.................................
Seni Sewiorum dedim inandin, APTALSIN!!! Cunku Ben Seni Sewmedim sana TAPTIM!!!
Saat gecenin bir yarısı herkes uyuyor sıcacık yatağında,oysa ben sensizlikten üşüyorum.o kadar çok şey varki beynimde ne vardı ne oluyordu bana? Bu gece senden kendimi istiyorum seni tanımadan önceki beni,senden önce gülen gözlerimi,hayatı oldugunca kabul eden,her düştüğünde kalkabilen beni istiyorum.Senden sonra hersey değişti gözlerim gülmez oldu herseyi oldugunca kabul eden ben artık isyan ediyorum hayata.Hep soruyorum kendime"seni seviyor muydum"yoksa sadece alışkanlıktan mı ibarettin bende?Neden sürekli aklımdasın,neden söküp atamıyorum seni yüreğimden? Oysa seni düşünmek öyle cok canımı yakıyor ki. Bazen seni öyle cok özlüyorum ki.Ellerinden tutmayı,beraber şarkılar söylemeyi...Sevmişmiydin beni,yoksa ben mi öyle anladım yoksa sadece ben mi yaşattım bu sevdayı içimde...daha birçok cevabı olmayan sorular beynimde dolaşıp duruyor bu gece. Bu gece bitirmeliyim seni,aklımdaki yüreğimdeki senden kurtulmalıyım.Artık gözlerim gülmeli,umutla bakmalıyım hayata yani eski ben olmalıyım Şimdi sen sıcacık yatağında uyurken ben sensizliğe careler arıyorum.Öyle cok canım yanıyor ki... Evet güneş doğuyor uykusuzluktan kıpkırmızı olan gözlerimle yeni bir sabaha günaydın diyorum.Seni acınla,kederinle,korkaklığınla bu satırlarda bırakıyorum ve... ben sensiz yepyeni umut dolu bir hayata başlıyorum...Hoşçakal...
Bir Aşk Hikayesi... Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar.. Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.."anladım" der gibi bir gülümseyişti bu... Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce.. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan "tabi" dedi.. "bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız.." "Mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu!.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.." Hayır, aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu.. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız "keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında.. Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl'ın dört satırını okurken.. "Ne hasta bekler sabahı Ne taze ölüyü mezar... Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.." Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.." "O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!" dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent Yüksel'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen Aksu'nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. Aşk "onurlu" olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiğiydi.. Bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu.. Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti..Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.." "Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: "Yaaa!.." Cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün.." dedi. "Bu da sonu onun..." Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken.. "Geçti istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.." Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
Gitme
İsviçre'ye giden uçağın anonsunu duyduğunda ayrılığın ateşi daha bir sardı vücudunu. Yerdeki sırt çantasını yavaşça kaldırdı. Sevgilisi çantayı almak için hamlede bulundu, o ise sadece sevgilisinin gözlerine baktı. Buğulu kahverengi gözleri her zamankinden daha parlaktı şimdi. Bilet kontrolün oraya kadar konuşmadan yürüdüler. Sevgilisinin çantasını girişin yanında bekleyen görevliye teslim ettikten sonra başını önüne eğdi. Söylenecek bir şey kalmamıştı. Her şeyi, söylenmesi hatta söylenmemesi gereken herşeyi söylediğini düşünüyordu. Tüketmişti kelimeleri. Aklına sevgilisini bu kararından vazgeçirmek için binlerce sözcük, kelime geliyordu. Ama bunları o kadar çok söylemişti ki, kelimeler anlamlarını yitirir hale gelmişti. Gidiyordu sevgilisi ve elinden bir şey gelmiyordu. Kalkacak olan uçağın anonsu tekrar duyuldu. Başını kaldırıp buğulu kahverengi gözlere baktı tekrar. "Gitme." Sadece gitme diyebildi. Umutsuzca ve içten. Sesi ağlamaklı çıkmıştı. Sevgilisi sadece yanağını okşadı. "Gitme, kal" Sevgilisinin yüzünde zoraki bir gülümseme. Hiçbir şey söylemedi. Buğulu kahverengi gözlere baktı bir süre. Zaman durmuştu sanki. Sadece o ve buğulu kahverengi gözler vardı. Görevlinin sesini duyunca içi acıdı. Nefes alamıyor, tüm dünya üstüne geliyordu sanki. Ayrılık vakti gelmişti. Tören havasında yavaşça sarıldılar birbirlerine. Sıkı, biraz daha sıkı bir şekilde sarıldı sevgilisine. Derin derin kokusunu içine çekti. Sıcaklığını tenine hapsetti. Buğulu kahverengi gözlerden iki damla yaş döküldü. Gözleri buğulu gözlerde, yavaşça ayrıldı sevgilisinden. Omuzları düşmüş, burnunu hafif hafif çeker olmuştu. Kapıdan geçip alana doğru giden sevgilisinin ardından bakakaldı. Arkasından bağırmak, son defa vazgeçmesini söylemek istedi. Yapamadı. Sevgilisi arkasını dönüp hafifçe elini kaldırdı. O da elini yavaşça kaldırıp el salladı. Artık bitmişti, gidiyordu. Sevgilisi sırt çantasını düzeltip yürümeye devam etti. Gözünde biriken yaşlar artık akmaya başlamıştı. Diğer kapıdan geçene kadar sevgilisinin gidişini izledi. Sevgilisi gözden kaybolduktan sonra arkasını dönüp önce gitmek zorunda olduğu yola daha sonra etrafındaki insanlara baktı. Her şey anlamsızlaşmıştı birden gözünde. Bir süre hiçbir şey yapmadan ve neyi beklediğini bilmeden bekledi. Sonra yavaşça yürümeye başladı. Yürüyecek gücü dahi bulamıyordu kendisinde. Biraz daha yürüdükten sonra ilerideki yürüyen merdivenlerden yukarı çıktı. Önünden aceleci tavırlarla insanlar geçiyordu. Ama hiç birisini fark etmiyordu. Birkaç adım sonra istemsizce arkasını döndü. Gözü az önce çıktığı yürüyen merdivene takıldı. Derin bir iç geçirdi. Tam önünü dönüp yürümeye devam edecekken önce siyah saçlarını gördü. Yaşlı ve yarıya inmiş gözleri birden açılmaya başladı. Daha sonra yavaş yavaş yüzünü görmeye başladı. İçinden sıcak bir şeyler aktı. Heyecan ve mutluluktan bir an için ne yapacağını bilememiş, olduğu yerde kalakalmıştı. Sevgilisi merdivenden çıktıkça içindeki gözlerinde ki yaş daha da arttı.Mutluluktan ağlıyordu artık. Sanki çevresindeki her şey ağır çekim bir filmdeymiş gibi yavaş hareket ediyor, sadece sevgilisi hayatın rutin hızında merdivenden çıkıyordu. Artık gövdesi de görünür olmuştu. Kendine geldikten sonra sevgilisine doğru koşmaya başladı. Çok kısa bir süre koştuktan sonra sanki ayrılalı uzun yıllar geçmiş gibi gelen sevgilisine sarıldı. Az öncekinden daha sıkı ve daha umutlu bir şekilde. Kokusunu tekrar uzun uzun içine çekti. Teninin sıcaklığı içinde hissetti. İkisi de umarsız bir şekilde ağlıyordu artık. "Seni seviyorum." Sesi, gizli bir sırrı fısıldar gibi çıkmıştı. "Ben de seni."
Ölümsüz Aşk
Gözleri yine nemli, yine ıslak bakışlar... Alışmıştı artık bu mecburiyete, boyun eğdi. Henuz hayatının baharında ama ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için elinden geleni yapıyordu. Ama onu ne babasının çabaları ne de kalbinin teklemesi değil, kalbindeki sızı ilgilendiriyordu. Kalbinin derinliklerindeki sızı. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden... Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde: "Ben zengin değilim sana şuan yaşadığın gibi bir hayat vaadedemem ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim." demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi. O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse. Olmuyordu ne yapsa çaresiz ne yapsa erişilmez olmuştu arık. Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzelliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Nihayet kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. Kendini çok garip hissediyordu. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan. Kalbi çok hızlı atıyordu. Anlam veremedi ve tekrar uyumaya çalıştı. Fakat hemen her gece aynı durumla karşılaşınca doktora gitti, durumunu anlattı. doktor "Bir aya kalmaz geçer" demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı. Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Bu sırada bahçe kapısı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Tam kapıyı kapatacakken yere baktı bir mektup vardı mektubu yerden aldı ve mektubun kendisine geldiğini gördü. Fakat mektubu gönderen ismini yazmamıştı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu koku onun kokusuydu. Kendini zorlayarak eve girebildi. Birden bütün kanı çekilmişti sanki vücudundan. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı : " Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var. Ona iyi bak olur mu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
AŞKIN GÖZÜ KÖR...
Uzun zaman önce dünya yaratılmadan insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış.Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın otuyorlarken SAFLIK ortaya bir fikir atmış:”neden saklambaç oynamıyoruz?”ve hepsi bu fikiri beğenmiş, ve hemen ÇILGIN çılgınlık bağırmış:”ben ebe olmak ve saymak istiyorum,ben ebe olmak istiyorum!”ve başka hiç kimse çılgını arayacak kadar çıldırmadığı için,çılgınlık bit ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış:1,2,3... Ve çılgınlık saydıkça,iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yer aramışlar...
ŞEFKAT ayın boynuzuna asılmış,
İHANET çöp yığınının içine girmiş, SEVGİ bulutların arasına kıvrılmış, YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış, TUTKU dünyanın merkezine gitmiş, PARA hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış ve çılgınlık saymaya devam etmiş 79,80,81... AŞKIN dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış, aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz.Ve ÇILGINLIK 95,96,97...ye gelmiş ve 100’e vardığı anda AŞK sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış... Ve ÇILGINLIK bağırmış.”sağım solum sobedir,geliyorum!”ve arkasını döndüğünde ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş,o ayaktaymış çünkü saklanacak enerji yokmuş...sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında,SEVGİYİ bulutların arasında,YALANI gölün dibinde,ve TUTKUYU dünyanın merkezinde,hepsini birer birer bulmuş sadece birisi hariç! Ve ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış,en son saklı kişiyi bulamamış, derken haset, bulunamadığı için haset duyarak, çılgınlığın kulağına fısıldamış “AŞKI bulamıyorsun, o güllerin arasında saklanıyor”ve ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış,ve güllerin arasına çılgınca saplamış,saplamış... Taaaaa ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar.Ve haykırıştan sonra, AŞK elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış.Ve parmaklarının arasından iki sicim gibi kan akıyormuş gözlerinden... ÇILGINLIK AŞKI bulmak için heyecandan AŞKIN gözlerini çatal sopa ile kör etmiş.”ne yaptım ben””ne yaptım ben” diye bağırmış. “Seni kör ettim!nasıl onarabilirim?” ve AŞK cevap vermiş:”Gözlerimi geri veremezsin,ama benim için bir şey yapmak istersen,benim kılavuzum olabilirsin.”
Ve o günden beri,AŞKIN gözü kördür ve her zaman çılgınlık yanındadır....!”

Neden bilmiyorum ama bazen kendimi çok yalnız hissediyorum
Sanki hiçbir beklentim,hiçbir hedefim yok gibi hayatta
Sessizce yol alıyorum,ölümü bekleyen bir hasta gibi...
Bazen herşeyden uzaklaşmak,herşeyi bırakıp gitmek istiyorum
Sessiz çığlıklar atıyorum,biri duyacak sanki...
İşte yine gülümseyerek başlıyorum yeni bir güne
Hayat bana yeni başlangıclar sunacak diye
Yaşanmamış olmasını dilediim anları silebileceğim,keşkelerden
uzak,kötülüklerden arınmış,hiçbir engele takılmadan özgürce
kendini yenileyebilecek,hep mutlu kalmayı becerebilen,yaşayanı
hep güldüren bir hayat...Zor biliyorum ama ben zoru seviyorum...
Bazen düşünüyorum da tek yapabildiğim "sevmek" bu hayatta
Koşulsuzca,karşılık beklemeden sadece sevmek,
Sevilmediğimi bilerek yine sevebilmek,
Ya da gururumu,benliğimi bir kenara bırakip.geçmişi kalbimden
silerek yine onu sevebilmek,
Biliyior musun?Çok isterdim yanımda olmanı,beni kollarına
almanı dilediğim heran seni ynmda bulabileceğimi bilebilmek...
Ellerininin yumuşaklığını,kalbinin sıcaklığını hissedilmek...
Bilmiyorum belki de çok şey istiyorum
Haketmediim kadar ilgi,sevgi,anlayış bekliyorum
İstememem gereken şeyler istiyor,ya da seni sorunlarımla sıkıp
zor durumda bırakıyorum..
Bazen mutluluğumu,mutsuzluğumun ardına saklıyorum
Biri gelip ortaya çıkarsın diye
Güzel bir söz,tatlı bir gülüş yetiyor bana
Sadece duymak istiyorum senin de beni sevdiğini bir kez daha...
Bazen düşünüyorum da bu dünya çok boş,çok anlamsız
Herşey zor belki de umarsız...
İşte o an göslerimi kapatıyorum,"sen"li düşüncelere dalıyorum
Yo hayır,hayat sensiz çok anlamsız..
İşte o zaman herşey uçsuz bucaksız,herşey imkansız..
█ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █ ♥ █
“Sevmek”.. Üstü iğrenç yalanlarla,cesaretsiz kalplerin günahlarıyla,hayatın acımasızlığıyla örtülmüş bir ceset gibi duruyor karşımda.. Ona dokunmak istiyorum,hissetmek istiyorum.. Ne kadar acı çekeceğimi,ruhumun son zerresine kadar yalanlar ve kurnaz oyunlarla delineceğeni,o sahte gülüşün beni esir edeceğini bilsem de.. Her şeye rağmen yine ayakta kalmaya çalışırken,verdiği acıyı bir başkasının kollarında unutmaya çalışırken bir kere daha beni yıkacağını hissetsem bile.. İşte tam karşındayım sev beni sadece sev.. Güneşin doğuşundan batışına kadar,bir kelebeğin ömrü kadar yada küçücük bir saniye kadar olsun.. Ama “gerçek” olsun.. Tek ihtiyacım olan bu..
Çoğalarak seviyorum seni,giderek daha çok...Her şeyi yeniden öğrenir gibi,öğrendiklerimi biriktirir çoğala çoğala.Uzaklığında da,yakınlığında da,her zamanda ve her mekanda...Geceleri kısaltıp gündüz oluyorsun,gündüzleri bitirip yıldız oluyorsun.Daha çok seviyorum seni,yaramın kanamasını kesen bir ilaç gibi.Bir kıvılcımından,bir yangına dönüşür gibi,büyüyerek ve daha çok.Seni sevmenin nöbetini tutuyorum,yüreğim ellerinde.Karda,kışta,deli yağmurda.Mavide ve yeşilde.Parlaklığı giderek artan bir gül gibi.Sevdikçe çoğalıyor benim parlaklığım da...Sevdikçe çoğaltıyorum seni,çoğaldıkça daha çok seviyorum.Yollardaki sisi savunuyorum,rüzgar oluyorum.Aydınlığa koşuyorum.Yüzünü taşıyorum rüyalarıma,ellerin darılıyor,onları da çağırıyorum.Gülüyorsun,gülüşüne hayran oluyorum.Sevdikçe hayranlığım da çoğalıyor.Sevdam hep bir an öncesinden daha büyük.Aşkım,daha kararlı,bulmuşken seni kaybetmemek adına.Seni seviyorum,yaşama sevincim çoğalıyor.İçimdeki kuşlar çoğalıyor,kanat çırpışlarını dinle.Hepsi senin aşkına uçuyor.Görmesek de birbirizi ne gam!Varsın işte,oradasın.onca aşk öğretemedi;ama,şimdi yalkızken de öğreniyorum seni seviyorum.Öğrendikçe daha da çoğaltıyorum seni sevmeyi.Öğrendikçe daha da çoğaltıyorum seni sevmeyi.Özlem aşkın çiçeği,özlemle birlikte aşkında çoğalıyor. Kaç acının sınavından geçtim ve başardım sonunda.Bir tek acıyı azaltıyorum içimde,seni çoğaltıyorum,çoğalttıkça acı yok oluyor.Şimdi yılızları daha büyük gecelerin,daha çok.Seninle birlikte yıldızlar da çoğalıyor. Korkma,ne kadar çoğalırsan çoğal,yüreğim aşkını taşırmayacak kadar büyük.Sana dair ne varsa hepsini taşıyacak kadar güçlü.Senden gelecek her şeyi kucaklamaya hazır.Seni çoğalttıkça atacak.Geleceğini bilirse,sensizliğe de dayanacak.Ve sevgilim bu aşk seni de çoğaltacak..
|By Mehmet Coskundeniz|
|
...::: BiRgüN aNLaRsIn :::...
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
|By Ümit YaŞaR OğuzcaN|
|
-THE END-
I тнIиĸ тнєяє’s søмєтнiиg мøяє Łifє’s ωøятн Łiviиg føя
ωнø ĸиøωs ωнαт cøυŁd нαρρєи dø ωнαт yøυ dø jυsт ĸєєρ øи ŁαυgнIи’ øиє тнiиg’s тяυє тнєяє’s αŁωαys α вяαиd иєω dαy
I’м gøииα ŁIvє тødαy ŁIĸє Iт’s мy Łαsт dαy ~♥~
It's a damN CoLd NighT TRyiN' To FiguRe ouT This LiFe woN't You Take Me By The HaNd Take Me SoMewheRe New I doN't kNow who You aRe But I...I'm wiTh You ~♥~
ώнεяε ώoմld ı вε ώiтнoմт my вαвy тнε тнoմgнт αlonε migнт вяεαк mε αηd ı doη'т ώαηηα go cяαzy вuт εvεry gαηgs ηεεds α lαdy..

|  |
|